Tefekkür etsene, sana söylenir duysana.
Hikmetle baksana, sen haline ağlasana.
Aşk-ı Hak’la yansana, gönülden bağlansana.
Cânân sana seslenir, cân kulağın açsana.
Nefsinle yaptıklarının cümlesi perdedir.
Nefsin esiri olan, köleden de beterdir,
Dünya, ukba her hali beterden de beterdir.
Nimete şükretmez Ya Rab, bu nasıl insandır!
Hüda’nın hangi mahlûku görevini yapmaz?
Varlık, benlikten geçmeyen şirkten kurtulamaz.
Söyleriz söyleriz Ya Rab, bu neden anlamaz!
Gönülden bağlanmayanlara hidâyet olmaz.
İtimat kazanmayanların yolu açılmaz.
Sâdık olanlar inanır, münkirler inanmaz.
Şirk-i hafide kalan, elbette kurtulamaz.
Mürşidi olmayan “mûtu” sırrına eremez.
Yolunu kapatır haset, kin, inadın senin.
Allah için düşün, ne olacak sonun senin?
Bu halinle doğru yolu ebed bulamazsın.
Mürşidin eline yapış ki gönlün uyansın.
Sadâkatle tevbe edersen, bu sana yeter.
Seyyiâtını Hak hasenâta tebdîl eder.
İşte o zaman, bütün azaların Allah der.
Ulu Mevlâ insanın kalbine nazar eder.
Sözümüze kulak ver, özünü Hakk’a çevir.
SABRİ mürşitten aldığını ihvana verir.
Nasîhat tutarsan, cennet kapısı açılır.
Âşık olana, Mevlâ cemâlini gösterir. 3.2.1982