TD Menü
 Anasayfa
 Sohbet Videoları
 Sesli Sohbetler
 Sohbetler
 Sesli İlahiler
 İlahiler
 Mektuplar
 Hatıralar
 Öz Geçmişler
 Kur'an-ı Kerim
 İletişim
Canlı Yayın
Canli Yayini izlemek için tiklayin

Canlı yayın tarihleri:
Cuma: Cuma namazı sonrası (İzmir'e göre)
Cumartesi: 20.00 - 22.00
İlahiler
·Lâ ilâhe illallah.
·Aşk ile Allah dedikçe.
·N’olur halim Cân Sultanım !
·Hak’tır bizim sevdiğimiz
·Bize lütf-i Hüdâ’dır bu!
·İnsan olan anlar bizi.
·Hak aşkınız daim olsun.
·Kuvvet, kudret Mevlâ’nındır
·Hidâyet olmazsa Hak’tan,
·Niçin feryat etmez bilmem !
·Lâyık kul olmayı nasîb et bize.
·Bu âleme niçin geldin, görevin ne senin?
·Haremine gir, dedik de suç mu ettik?
·Nazarımız Hak’tır bizim
·Vicdân ile düşünsene!
·Uyandır kalbini, şükret.
·Âşık olana, Mevlâ cemâlini gösterir.
·Güzel ahlâk açar gönül kapısın!
·Kerîmsin Mevlâm, duamız kabul et!
·Hak dostuna gayriyet hiç yakışmaz.
·Yakar aşkın ciğerimi!
·Mevlâm hidâyet eylesin!
·“Re’sul hikmete mehafetullah”dır.
·Şuhût, tefekkürle Allah diyelim Hû Allah.
·Tevhidin özü budur.
·Sabırla selâmet bulunur inan.
·Harfle savtle olmaz îfâ !
·Îmânla ahlâkla varılır Sırr-ı Tevhid’e.
·Sevelim, sevilelim mü’min kardeşler.
·Estağfirullah, tevbe Ya Rab! diyelim.
·Sâdıklarla bile ol, gafillerle olma.
·Essalât u vesselâm Muhammed Mustafa’sına...
·Sen vallahi cân u cânânımızsın!
·Şükürler olsun Mevlâ’ya!
·Deme sakın: Ben dervişim.
·İmdâda yetişti Pîr Sultanımız.
·Tevbe et, pişman ol de Allah Allah!
·Hak’tır bizim şuhûdumuz.
·Gönül bize yârdan haber versene.
·Allah sana emretti.
·Hû derim Allah
·Yokmu bana el tutan?
·Dedim: Elhamdulillâh!
·Allah Allah diye diye.
·Hidâyet Allah’tan, gayrıdan bilme.
·Gel gitme yavrum gafil yoluna.
·Zâhir bâtın Hû’dur Allah.
·Uzak durma yakın gel
·Hamd ederim, Mevlâm sana.
·Dikkat et dostum, şekle aldanma.
·Her yüzden nazarım sen.
·Cânım kurban cânânıma.
·Ma’nâya gel ma’nâya.
·Ya Rab! Sen bu zâtın hikmetin bildir
·İlhâm ihsân et Allah’ım!
·Aşkın bana ver Allah’ım,
·Gündüz gece arıyorum.
·Dîvâne gönül aşka tutuldun!
·Gönüldedir zevk u sefâ.
·Sadâkatle gel, tevhide boyan.
·Pîr Seyyid’dir rehberimiz!
·Bâtıl bizim neremizde?
·Cân u cânânım merhaba.
·Sâdık olan cânlar gelsin.
·Sevgili Habîbinin hürmeti için et zuhûr!
·Mevlâm düşürme gaflete.
·Hamd et haline mü’minsin cânım.
·Cânda cânânını incitme sakın!
·Gönüllerde binlerce ah u feryat var.
·Yüzüne bakan sende hiç gayrullah görmesin.
·Hak rızası bundadır.
·Davet Hak’tan duysana.
·Zikrederiz Allah deriz.
·Zaferin mübarek olsun kardeşim!
·Hû Mevlâm Hû Mevlâm, aşkın bana ver Mevlâm.
·Yuvalarında huzûr sevgi ver Allah’ım!
·Hak mürşidden aldık ilham.
·Hak Lâ ilâhe illâllah...
·Kelâm anı anlatamaz.
·Hak hidâyet etmedikçe
·Telkînimiz rehber bize.
·Şâh-ı Merdân’ı önder bilelim.
·Sen kendini ne sanırsın?
·Mahrum olmaz Allah diyen.
·Âşıklıktır rehber bize.
·“Hesap, muhasebemde vekilim Allah’tır” de.
·Gayemizi dil ifade etmekten acizdir.
·Hû, lâ ilâhe illalah.
·Hamd ü senâ Rabbimize.
·Cân u cânânımsın benim !
·Şâhit Mevlâm kalbimize.
·Merhametin sonsuz senin!
·Hak zikrini verdin bize.
·Bize sâdık olan gelsin.
·Dosta vuslat etmek için.
·Sen öğrettin Cân Sultanım!
·Cân mürşitten olur ihsân.
·Rahmetinden mahrûm etme!
·Ne güzeldir, ne güzeldir!
·Âsân olur yollar sana.
·Hak Mürşidi bilmedikçe.
·Gel ey yolcu dinle sohbet.
·Gerçek insan işte bunlar.
·Himmet olur inan, şüphen olmasın.
·Bizi sevgine lâyık kıl Ulu Mevlâm!
·Ey Rabbim bizi mahrûm-i dîdar eyleme!
·Ne güzeldir ne güzel!
·İkrâm eyle, gül yüzüme.
·Himmet edin dostlar bize.
·Hak mürşitten olur ihsân.
·Bir lâhza ayırma beni senden!
·Allah Allah diye geldim!
·Ezelden Hak sözü vermiştir bunlar!
·İlâhî Rabbim, hikmetinden suâl olunmaz.
·Allah diyen âşıklarda kalmaz gam keder.
·Şükürler olsun Mevlâ’ya.
·Paha olmaz asla size.
·Çok şükür elhamdülillah!
·Asker oğlum göreslendik.
·Gönlümüze giren bilir.
·Şükrederim Rabbim sana.
·Kenz-i mahfinin sırrı onlarda.
·Emr-i Hak’tır ibadât u taat etmek,
·Sev mürşidi, gel sen bize.
·Lûtfet, kerem kıl cânânım benim!
·Beni benden alan sensin.
·Sonsuz hamd ü senâlar Mevlâ’ya!
·Hak zikrini ihsân etsin.
·Mevlâm yolun âsân etsin!
·İlahi Mevlâm rızandan ayırma.
·Allah sizden razı olsun!
·Her an diyem Allah Allah.
·Hak sevgisi var bizde
·Sohbetimiz dost iledir.
·Halk içinde mecnûn olan dîvâneye bak.
·Ârifiyet ver Allah’ım!
·Tenezzül, tevâzuyla gerçek insan bunlar.
·Gerçek insan, gündüz gece Allah der.
·Nazar kıl sen bu aleme, gör neler var...
·Rabbim sevgisine mazhar kılsın!
·Cânım Muhammed Mustafa.
·Buldum cânda cânânımı.
·Hak orucun kabul etsin.
·Bahr-i Ummân derler sana.
·Sonsuz rahmet ruhunuza.
·Haccımız mübarek olsun kardeşim.
·Mutlu olur sizi seven.
·Kâmil îmân ver Allahım.
·Birdir Allah yok şeriki!
·Sonsuz şükür Rabbimize!
·Himmetine her an muhtacız Efendim!
·Hak’tır bizim sevdiğimiz.
·Gelin yavrularım tevhide gelin.
·Beni ifna eden sensin,
·Zikret Mevlâ’yı Mevlâ’yı!
·Boşa durma, hikmet ara.
·Yol ver bize ulu dağlar, geçelim!
·Tut elimiz ezel-ebed.
·Biz, Melâmi kurbanıyız.
·Sonsuz hamd ü senâ Mevlâm!..
·Zikret Hakk’ı, gir meydana.
·Mutlak îmân telkîniniz!
·Bilmek için sâdık gerek!
·Hak mürşitten olur ihsân!
·Emre mutî olur isen,
·Mürşidimin telkînidir.
·Bayrağımın sallandığı yerdir vatanım.
·Allah Hak yolda bize anlayış versin.
·Vatandaki bayram başka!
·Kerim Allah, Rahim Allah!
·Dinin ahkâmı Şeriat’tır.
·Hakiki insan, Hakk’ı, bâtılı fark edendir.
·Hak’la bâtılı seçen îmânımız var!
·Cânda cânânla tevhit etmenin ta kendisidir!
·Enfüste, âfâkta ne varsa Hakk’ındır.
·Hak Resûl’e erem dersen.
·Mürşidimin nasîhatı.
·Nasip eyle Mevlâm bize!
·Hakk’ın muhâtabı insan.
·Şirk-i hafîden bizleri koru Mevlâm!
·Emre mutî olmak gerek.
·Ne güzeldir derviş olmak!
·Sermayemiz sadâkattir,
·Allah Allah Kerim Allah!
·Allah deyin huzûr bulun!
·Lütfet, kerem kıl âciz kuluna!
·Allah gönlünüzün muradını versin.
·“İhdinas sırate’l-müstakim”den gidenlerdir.
·Açar güller handân olur.
·Derdimin dermânısın Efendim.
·Sultanımız vardır bizim.
·Hak Erenler, aşka çare var mıdır?
·Rabbim rızandan ayırma.
·Nice yüz bin hamd ü senâ!
·Kâmil îmân kalbimizde.
·Ne güzeldir insan olmak,
·Bize âşık, sâdık derler.
·Cemrelerin var hikmeti
·İhvânımız urûç, nüzûl etmenin sırrını bilirler.
·Dikkat et kendine gel!
·Cân mürşidim cânım feda!
·Gelin Dostlar, aşk ile ALLAH diyelim!
·Allah şerrinden korusun!
·Bunlar, salât-ı daimün’dedirler.
·Kur’an-ı Kerim’in ikiz kardeşidir.
·Hakk’ın zikriyle feth u bâb olur dostlar.
·Ulu Mevlâm, hikmetlerinden suâl olmaz!
·Dikkat et, sakın taş atmayasın!
·Ya Rab, kul olabilmek için tut elimiz!
·Kerîmsin, Rahimsin Ulu Mevlâm!
·Sadâkatın rehber senin.
·Takdire razı olanlardan et bizi!
·Kullarının suçuna bakmazsın Mevlâm!
·Dikkat eyle, sohbet dinle!
·Ruhundan ruh verdin bize.
·Cânım kurban Mevlâm sana!
·Gül bizimdir, gül kokarız!
·İhsân eyle dervişlere!
·Nasip etti Mevlâm bize!
·Hak Resûl’ün vatanıdır.
·Lebbeyk Allahümme lebbeyk!
·Tefekkürle Allah deriz.
·Gel dervişim zikredelim.
·Gönül eri dervişlerdir.
·Lütf-i Hüda’dır,
·Yüzünüze âlem hayran!
·Mürşidimin ikrâmıdır!
·Telkînimiz mutlaktandır, renge şekle aldanmayız.
·Dosta vuslet etmek için
·Dostun haremine aşkla girenleriz!
·Ehl-i tevhit derler bize.
·Sevgilinin sohbetine gönül verenleriz!
·ALLAH diyen dil var bizde.
·Kur’an-ı Kerim’de hikmetler vardır.
·Mürşidin himmetiyle ilhâm olur Hak’tan bize!
·Keyfiyeti anlatamam!
·İstiyorum, ilâhiler yazayım,
·Anlatılmaz hâlimiz var!
·Dervişlerin emelidir!
·Râbıtanda bulacaksın
·Hak erenler safındadır.
·Melâmileriz!
·Melâmiyiz, zikrederiz.
·Şifa olan telkîn bizde!
·Emre sâdık olmak gerek!
·Haşret Mevlâm ihvânımız!
·Lütfeyle Mevlâm bize.
·Ehl-i tevhit nâra yanmaz.
·Cânım, ruhum mürşidimdir!
·Sâdık kuldan hacı olur.
·Haccen mebrûr inşaAllah!
·Gel dervişim bilişelim!
·Her hâliyle örnek insan!
·Aşkın bana hayat verir!
·Hak nûruyla çok güzelsin!
·Güzelliğin anlatılmaz!
·İlhâm olur Mevlâmızdan!
·Âşık, sâdık, ârif insan!
·İmtihandır dikkat eyle!
·Ben beni bilmenin hayrâniyem!
·Ben sanırdım zikrederim.
·Şayet dervişim dersen.
·Her gününüz bayram olsun !
·Gel, Melâmet sırrına gel...
·Ya Rab, bizi uzak eyleme Evlâd-ı Resûl’den!
·Sâdık kul ol, gel sen bize.
·Yürü yavrum, sen, Hak Resûl’ün izinden yürü !
·Derviş olamaz derviş !
·Sana saygı şeref bize!
·Huzûr ver Allah’ım ümmet-i Muhammed’e!
·“Vatan sevgisi îmândandır!” bunu bilelim.
·İslâm’ın dışında yol arayanlar.
·Dervişler güzel ahlâkla sevilirler.
·Yolunuz açık olsun!
·Fenafillâh vardır bizde.
·Tevbe, istiğfar var dillerinde.
·Bize hayat O’ndan gelir.
·Bilen, bilinen birdir.
·Halde tevhid edelim.
·Kâmil îmân buna derler!
·Perde hicap olmaz size.
·Güzel ahlâklarıyla sevilir bunlar!
·Bağlantısı zikrullahtır.
·Gelin dostlar muhabbete!
·Hikmetler var dervişlikte
·Güzel ahlâk yolun açar.
·Hakk’ın takdîrine razı olacaksın!
·Hak o zaman razı olur!
·Aşkta mihmânımdır benim.
·Hak yolunun sâdıkıyız.
·Melâmiler derler bize.
·Halk yüzünden Hakk’ı sevsin.
·Zikrederim Allah derim.
·Razı olur Rabbin senden.
·Râbıtamız Hak’tır bizim.
·Şekilde kalma, gel ma’nâyı fehmet!
·Kar kapadı yolumuzu.
·Ulu Mevlâm bizi mahrum eyleme!
·Sonra pişmanlık fayda vermez...
· Emre sâdık dervişleriz
·Dosta vuslat etmek için
·Hak erenler bu yoldadır
·Hak mürşidin telkîniyle
·Hû desin Mevlâm
·Nasip eyle Mevlâ cümle ihvana
· Allah diyelim Allah
·Hak yoldadır can dervişler

Toplam 307 İlahi kayıtlı
 
Duyuru:
   
MUHTEREM DOSTLAR
HİCRİ YENİ YILIMIZIN CÜMLEMİZE HAYIRLARA VESİLE OLMASINI RABBİMİZDEN NİYAZ EDERİZ.

MUHARREM AYI VESİLESİYLE EVLAD-I RASUL'DEN VE SEVGİSİNDEN BİZİ MAHRUM ETMEMESİ İÇİN RABBİMİZE YALVARIRIZ.

   
 
Özlü Söz:Dervişim, kendini abdestsiz taşıma. Sen, Kur'an'ı Kur'an edeni taşıyorsun!
 
Bereketli Ziyaret!

 

DOSTLARIMIZI ZİYARET!

Pazartesi, 03 06 2013

Cenab-ı Hak Teala Hz.’lerine sonsuz hamd u senalar, habibi edibi Hz. Muhammed Mustafa Efendimize, aline, ashabına ve bilcümle ahbab u yaranına sonsuz salat u selamlar olsun. Amin!

Muhterem Dostlar,

Hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum. Dergimizin bu sayısında yapmış olduğumuz ziyaretleri yad etmek, aldığımız mana ve zevkleri paylaşmak suretiyle beraber olmayı düşündüm. Allah yar ve yardımcımız olsun. Amin!

24 Mayıs 2013 Cuma günü Hacı Babamızın Şemikler (İzmir) dergahından Hacı Babamızın ve çok kıymetli ihvanımız ve de Hacı Annemizin duaları bereketiyle amcam Ahmet Soyyiğit Efendi ve ihvanımız Hasan Efendi’yle yola çıktık. 2-3 saatlik zikir, ilahi ve sohbetlerle devam eden yolculuğumuz Balıkesir’de Salim Efendi ve Fazilet Annenin evinde devam etmek üzere tamamlandı. Burada, Balıkesir’de görevli kardeşimiz Çetin Efendi ve dostlar bize katıldı. Yemekler yendi, ilahiler, zikirler, sohbetler yapıldı.

Ve bu günün akşamında Balıkesir dergahımızda Bursa’dan Efendi kardeşimiz Mürsel Karaca Efendi’nin dostlarıyla gelmesi, çevredeki ihvanın katılımıyla dergahımızda gecenin ilerleyen saaatlerine kadar, zikirler, sohbetler yapıldı. Geceyi Balıkesirimizde geçirdik.

Cumartesi günü sohbetlerle başlayan günümüz, ziyaretlerle devam etti. Öncelikli olarak Zağnos Paşa Cami’ini ziyaret ederek vaktin namazını eda ettik. Daha sonra Şehitlik’i ziyaret ederek şehitlerimizin yüce ruhlarına Kur'an-ı Kerim okuduk, dualar ettik.

Bu arada geleceğimizi günler öncesinden haber alıp bizleri beklemeye başlayan Bursa, M. Kemalpaşa’lı dostlarımız artık beklemeye tahammüllerinin kalmadığını, bir an önce kavuşmayı arzu ettiklerini telefonlarla bize haber vermeye başladılar. Biz de onları daha fazla bekletmemek üzere ikindi namazından sonra yola çıktık. Ekibimize Bursalı ve Balıkesirli dostlarımız da katıldı. Nihayet Kemalpaşa’ya vardık. Kısa bir dinlenmeden sonra aşkla, zevkle ve de özenle hazırlanmış bahçe sofrasında akşam yemeğimizi yedik. Ev, ihvanımız Deniz ve Behçet efendilerin evi. Allah Teala kendilerinden ve hizmet eden ailelerinden razı ve memnun olsun inşallah.

Yemekten sonra bulunduğumuz evde akşam namazı eda edildi, bir müddet sohbetler yapıldı. Beyefendiler dergahın yolunu tutarken hanımefendi kardeşlerimiz odamızı doldurdular. Balıkesir’den Fazilet Anne, Bandırma’dan Fatma Anne ve hanım ihvanlar sohbetler ettik, mürşidimizin himmetiyle.

İslam, teslimiyettir. Teslimiyet de ancak iki şekilde mümkün olur. Bu iki teslimiyeti birlemeden olmaz. Birincisi Allah’ın emirlerini tutup, nehiylerinden kaçınmak. İkincisi, kendimize nispet ettiğimiz varlık ve benlik anlayışlarımızdan geçip Allah’a teslim olmak. Birincisi şeriatı, ikinicisi hakikati ifade etmektedir. Şeriat; suret ve zahirimiz, hakikat, mana ve ruhumuzdur. Ne sureti ruhtan, ne de ruhu suretten ayırabiliriz. Onun için şeriatla hakikat bir vücuttur. O da insan-ı kamildir. Dışımızın abdesti su ile içimizin abdesti Hu iledir.

وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَیْءٍ حَیٍّ “Biz her şeyi sudan yarattık.” (Enbiya, 21/30)

فٖيهِ مِنْ رُوحِنَا “Biz ona ruhumuzdan üfledik.” (Tahrim, 66/12) ayet-i kerimeleri bu manaları bize tahsil etmemiz için beyan edilmiştir.

Bu minval üzere sohbetlerimiz devam etti. Daha sonra bendeniz de dergaha giderek dostlar meclisine katıldım. Orada da efendilerimizin himmetiyle sohbetler, zikirler yaptık.

Nihayet gecenin ilerleyen saatlerinde Güzel Bursamıza hareket etmek üzere vedalaştık. O samimi ve sıcakkanlı dostlarımızın kadınıyla, erkeğiyle, çoluk çocuğu ile bizleri uğurlamaları görülmeye değer değil; ancak yaşanmaya değer diyebiliriz. Allah hepsinden razı olsun. Amin!

Gece 01.30, cumartesiden pazara girmişiz. Bursa dergahımızda dostlarımız bizi bekliyor. Nuran Anne, hanımlar, efendi kardeşler ve küçük oğlum Mahmud Ali; hamdolsun görüştük. Sabah buluşmak üzere herkesi evlerine gönderdik. Yatsı namazlarımızı kıldık. Dergahımızdaki yataklarımıza uzandık; ancak uyumak ne mümkün! Arkamızdan arabasına atlayıp bize ulaşan Ali Bilgay, Balıkesir’den Çetin efendi, şoförümüz Hasan efendi ve oğlum Mahmud Ali bir odada; biz amcam Ahmet Efendi’yle bir odada… Zikirler devam ediyor. Nihayet Huu Huu Huu diyerek sabah namazına hazır olmak üzere bir müddet uyuduk.

Evet, gün Pazar! Bizi yeni zuhuratlar, tuluatlar bekliyordu. Yine daha önceden verilmiş bir söz ile Dr. Kemal Bey ve hanımı Asuman Hanım’ın evine oldukça kalabalık bir cemaatle kahvaltıya gittik. Bizimle gece yarısı M.Kemalpaşa’dan dönen Asuman Hanım ve İmran Hanım belli ki hiç yatmamışlar. Sofranın çeşidinden ziyade samimiyet, sevgi ve muhabbetlerini nimetlerle ifade etmeye çalışmışlar. Sıcak bir kahvaltı ve ardından ilahiler, sohbetler…

Yoğun bir program içindeyiz. Programda bu gün (Pazar) Uludağ’a çıkılacak. Nihayet arabalara binildi. Uludağ’ın eteklerinden yukarıya doğru tırmanmaya başladık. Ekip arkadaşlarım her biri bir araçta. Ben ise Mahmud Ali ile birlikte Salim ve Fazilet Annenin arabasında yolculuğumuza devam ettik. Oldukça tırmandıktan sonra Milli Park diye sarı alan mı yeşil alan mı çok güzel bir yere geldik. Büyük bir kalabalık. Erkekler bir tarafta, hanım kardeşler bir tarafta en az elli altmış dost! Selamlaştık. Önceden yazgılar serilmiş, mangallar tutuşturulmuş. Biz de oturduk sohbetler, muhabbetler, zikirler, ilahiler…

Derken hanım ablalar bana, bize de gel, diye işaret ediyorlardı. Nihayet yemekler, ikramlar, duayı yaptıktan sonra hanım ablalara hem bir teşekkür hem de davetlerine icabet etmek üzere yanlarına gittim. Cenab-ı Hakk’ın bize lütfetmiş olduğu nimetlerine hamd, habibine salat u selamdan ve onlara teşekkürlerden sonra şöyle bir sohbet tecelli etti:

Bütün bu maddi ve manevi nimetlerin sahibi ve sunucusu Allah Teala bizlere bu güzel günü yaşattı, yaşatıyor. Bütün bu nimetler Allah Teala tarafından insan için yaratılmıştır. Üzerinde bulunduğumuz dağ, gölgesinde oturduğumuz ağaçlar, serin sularından içtiğimiz pınarlar, yiyip içtiğimiz nimetler, yerler ve gökler hepsi insan için yaratılmıştır. İnsan da yaratıcısı Allah için yaratılmıştır. İnsan olmasaydı diğerlerinin bir değeri olmazdı. Diğerlerine de değer kazandıran, insanın varlığıdır. Öyleyse insan, bu varlığın ruhudur. Onun da ruhu Hakk’ın ruhudur. Biz bu aleme afakta ve enfüste Hakk’ın ayetlerini okuyup zevk etmeye geldik. Bu ilim ancak hak mürşidden okunup zevk edilir. Bizim görevimiz hak mürşidden aldığımız emir ve telkin üzerine Allah’ı çok zikretmektir. فَسْپَلُوا اَهْلَ الذِّكْرِ “Zikri ehlinden sorunuz.” (Enbiya, 21/7) ve يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَثٖيرًا “Ey iman edenler, Allah’ı çok zikrediniz.” (Ahzab, 33/41) buyrulmaktadır. Cenab-ı Hak Teala yerlerin ve göklerin her şeyin Allah’ı tesbih ettiğini Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirtiyor. Ancak yukarıdaki ayet-i kerimde zikri sadece iman eden mü’min kuluna emr ile has/özel kılıyor.

Varlık içinde Allah’ı ancak iman eden ve zikri ehlinden tahsil eden zikredebilir. Onların da kimler olduğunu Fetih suresi 10. ayetinden öğreniyor ve hal ediyoruz inşallah: اِنَّ الَّذٖينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْدٖيهِمْ “(Habibim) sana biat edenler, hemen ancak Allah’a biat ettiler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir.” Bu manayla ilgili olarak Hasan Fehmi Efendimiz, Divan-ı Şerifinde:

Biat-ı Hakk’ı, Muhammed’den kılanlar, merhaba

Buldunuz iman-ı kamil, cümle yaran merhaba, buyuruyor.

Biz de bu manada cümle dostlara Merhaba diyoruz. Ve bu minval üzere sohbetlerimizi dualarla tamamlıyoruz.

Dönüş hazırlıkları başlıyor. Akşam, dergahımızda sohbet cemiyetimiz var. Bu arada hanımı ihvan bir kardeşimiz, yanıma geliyor:

- Efendim, ben de ders almak istiyorum, diyor.

İnşallah deyip Mürsel Efendi’ye ‘Hayırlı olsun!’ diyoruz.

Evet, akşam Bursa dergahımızdayız. İhvanımız toplanmış. Sağımda Mürsel Efendi, solumda Ahmed Efendi, Çetin Efendi. İlahiler okunuyor, zikirler yapılıyor. Efendilere baktım, ‘Bize bakma dediler.’ sohbeti bize lütfettiler. Mürşidimizin himmeti ve selamlarını dostlara ilettikten sonra sohbetimiz açıldı:

Kelime-yi tevhid “La ilahe illallah”tan mana-yı tevhide geçmek. Mana-yı tevhid, yani tevhid kelimesinin açılımı, manası Tevhid-i Ef’al, Tevhid-i Sıfat, Tevhid-i Zat’tır. Hak mürşidden el alan, tevbe eden salik, zikrullahla içinin, kalbinin abdestini aldıkta, ona tevhid mertebelerinin kapıları açılır. Ve salik bu mertebelerde manevi yolculuğa çıkar. Enfüs ve afakını tanımaya başlar. Daha önce anne baba ve çevreden öğrendiği bilgilerin asılsız olduğunu, hakikatin ancak Hak ile tahsil edilebileceğini anlar.

Şöyle ki: Kişi daha önce kendisine bir varlık verir, ve bu varlıkla kendi işlerini gördüğünü bilirdi. Aynı şekilde alemi ve içindekileri de öyle zannederdi. Daha açık bir ifadeyle bu alemde herkes, her şey bir şekilde var ve bunların birçok vasıfları/sıfatları ve birçok eylemleri/fiilleri var biliyordu. Biliyordu; amma bir taraftan takliden de olsa “La ilahe illallah” diyordu. “La ilahe illallah” diyor; ancak Fail-i Hakiki’yi, Mevsuf-u Hakiki’yi ve Mevcud-u Hakiki’yi bilmiyordu. Ben yaparım, benim sıfatlarım ve benim vücudum anlayışı içerisinde, nispet şirk karanlığında olduğunun farkında bile değildi. “Geldi kamil, himmetiyle hasr-ı umman etti bizi.” Bize enfüs ve afaktaki faili, mevsufu, mevcudu tanıttı. Nisbet olanı kaldırdı. Hamd u lillah tecelliye erdirdi. Enfüs ve afakımızın Hakk’ın tecellisinin mazharı olduğu şuuruna/bilincine bizleri erdirdi. İşte insan denilen varlık, hakikatte bu şuurdan ibarettir.

Kişi şuhudunda kendisine nispet ettiği varlık anlayışından soyunursa, “La ilahe illallah”taki Allah şuuruyla şuurlanır, nurlanır. Yani bir başka ifadeyle, yokluk şuuru, o salikte kuvve olur ve kuvv esinin her zerresinden Hak zahir olur.

وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ “Her şey helak olucudur; ancak azamet ve ikram sahibi Rabbın zatı bakidir.” (Rahman, 55/26-27) وَلِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِ “Doğu da batı da Allah’ındır. Nere dönerseniz Allah’ın vechi/zatı oradadır.” (Bakara, 2/115)

Bu yerdir şehri hakikat

Bu yerde zahir olur Hak

Gören Hak’tır, görünen Hak

Muhittir ol bila ıtlak

شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ “Allah Teala “La ilahe illa Hu” olduğuna şahitlik eder.” (Al-i İmran, 3/18) ayet-i kerimesi bu manada tecelli etmiştir. Allah’ı zatıyla şuhud ve şahadet; ancak Allah’ın zatına mahsustur. Zatını zatından başka kimse göremez ve bilemez.

Ayet-i kerimenin devamındaki: وَالْمَلٰئِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ “Melekler ve ilim adamları da “La ilahe illa Hu” (O’ndan başka hiçbir ilah yoktur.) O, çok izzetlidir, çok hikmetlidir.” ifadeleriyle Cenab-ı Hakk’ın izzeti yüce isimleri, hikmeti de yüce isimlerinin bu alemdeki tecellileridir. Melekler ve alimler ancak bu yüce isimlerde ve tecellilerdeki hikmeti yani vahdeti müşahade ederler.

Diğer bir ifadeyle, vahdet-i vücud, Hak Teala yönüyle Hakk’a ait. Vahdet-i şuhud, Hak Teala ile melek ve alimlere yani ariflere aittir. Tevhid makamatıyla ifade edersek, birincisi Cem. Hak zahir, halk batın. İkincisi Hz.’ül-Cem’dir ki halk zahir, Hak batındır. Burada zahir olan halk, esma ile zahir olmuştur. Allah Teala esma ile zahir olan eşyadan azizdir, hakimdir. Eşyanın vücuda gelmesi, Hakk’ın hikmetinin neticesidir. Bu hikmet, eşyayı var kılmış. Eşya da bu hikmetle hakikatini bilmiştir. Hakikat olan Hak’tır.

Elhamdulillah! Bu minval üzere sohbetlerimiz devam etti.

Evet, 28 Mayıs 2013 Salı günü güzel bir kır kahvaltısından sonra 15.00 sularında Bursa’dan Bandırma’ya hareket ettik. Ben, Mürsel Efendi’nin arabasındaydım. Arkada Mürsel Efendi’nin kardeşi Nuran Anne, kızlarımız Elif ve Nur. Zikir, ilahi ve sohbetler… Kendimizi Bandırma’da bulduk. Arkamızdan Bursa, Balıkesir… Cemaat Bandırma’da Ertuğrul efendi ve Fatma Anne’nin evinde toplandık. Özenle hazırlanmış akşam yemekleri yendi. Akşam namazı ve kısa bir sohbetten sonra Bandırma dergahımıza gitmek üzere yola çıktık. Biz dergahımıza vardık. Hanımlar bir evde toplandılar. Bendeniz dergahta bir müddet sohbet ettikten sonra hanım kardeşlerimizin ısrarlı davetleriyle onların cemiyetine katıldım.

Rabbimize hamd u sena, Rasulüne, al ve ashabına salat u selamdan sonra Hacı Babamızın ve Hacı Annemizin selamlarını, dualarını onlara ilettik. Sözlerime şöyle başladığımı hatırlıyorum:

“Dostlar, beş gündür yollarda, dergahlarda ihvanlarla sohbet, muhabbet, zikir ve ilahilerle bu manevi havayı yaşıyoruz. Yemek içmek dışında dünya ile pek irtibatımız olmadı. Bu beş gün ve gece içerisinde kendi adıma iyi, güzel, hayır, ibadet ne varsa, hepsini sizlere hediye ediyorum.” deyince ortalık karıştı. Feryatlar, figanlar… Sohbetimiz Allah ve Rasulünün rızası doğrultusunda “Mü’minler ancak kardeştir” zevki şuhudu içerisinde devam etti.

Ben kendimi kaybetmemeye çalışıyordum. Fakat aşıklara bend olur mu? Bendini aşar gelir. Öyle bir tecelli! Nihayet zar zor Hu Hu Hu diyerek biraz sakinleştirdik. Ev sahibesinin okuduğu ilahi:

Muhabbet kelamla ifade olmaz

Hal ilmi yaşanır anlatılamaz

Aşk tek kişiliktir, ikilik olmaz

Aşkın dili yoktur anlatılamaz

Aman Allahım Aman! Ortamı öyle bir zikir kapladı ki dil tariften aciz!

Ardından,

Musa ile Tur dağında

Tevrat okudum bir zaman

Kuş eti, kudret helvası

Gökten beslendim bir zaman…

İlahiler ard arda okunuyor, zikr-i ilahi ile gönüller coşuyor.

Derken Hoca Hanımın bir ilahisi okundu. Aman Allahım, can dayanmıyor!

Fazilet Anne, Fatma Anne, Nuran Anne hıçkıra hıçkıra ağlıyorlar. Onları gören hanım ihvanlar bir alem! Hu Hu Hu deyip sakinleşince:

- Hoca Hanımı arayın. Uyuyorsa kalksın, dedim. Allah’a şükür uyumuyormuş. O zaten tevhid ile uyanmış ve uyandırıyor hamdulillah!

Telefonla o manevi ortama dahil oldu. Memnuniyetini ifade etti ve o gece yatmayıp yazdığı, aşağıda ilk dörtlüğünü yazdığım ilahiyi sabahleyin bizlere ulaştırdı.

Mürşid eşiğin öpmüşler

Aşk dergahına girmişler

Himmete mazhar düşmüşler

Aşk ile döner aşıklar

Benim sohbetin başında onlara hediye ettiğim hayır, iyilik, güzel ve sevap orada onlarca ve yüzlerce katlanarak arttı. Hikmet-i İlahiye’ye bakın! Ev sahibinin babası ihvanımız İbrahim efendinin 9. ölüm yıldönümüne tevafuk eden bu gecemizden hasıl olan bilcümle ecri, sevabı Kur’anlar okuyarak dualarla Efendimizin, Ashabının, Ehl-i Beytinin, Pirlerimizin, Efendilerimizin, bilcümle ehl-i imanın ve ehl-i İslamın ruh-u şerifleriyle İbrahim efendinin ruhuna da hediyeler eyledik.

Gece 01.30’u geçiyordu. Kimsenin kalkıp gitmek içinden gelmiyordu. Bursa’ya, Balıkesir’e, M.Kemalpaşa’ya dönecek kardeşlerimiz vardı. Onları zorla arabalarına bindirdik, Allah’a emanet uğurladık. Allah cümlesinden razı olsun.

Bandırma’daki Efendi kardeşimiz Hakkı Efendi’nin evinde gece 03.00 sularında yattık. Sabah namazına hamd olsun kalktık. Aslında ruhlarımız öyle uyanmış ki uyumak ne mümkün! Ancak öylesine yattık.

Bandırma sabahı, güzel bir gün, güzel bir kahvaltıyla başladı. Gelen dostlarla devam etti. Öğlen deniz kenarında gezinti, çay bahçesinde dinlenme, nihayet veda zamanı. Vedalar hüzünlü olsa da tekrar kavuşma ümidi tesellimiz.

İki arabayız. Mürsel Efendi, ben, Nuran Anne, Fatma Anne, Mediha Hanım. İkinci arabada amcam Ahmed Efendi, Hasan ve Çetin Efendiler. İstikamet Balıkesir. Bize yol mu dayanır Allah aşkına! Girdik anın zikrine, yollarımız vuslat oldu.

Evet, Balıkesir’deyiz. Gece Bandırma’dan dönen Fazilet Anne sofralar hazırlamış. Abdestler alındı, namazlar kılındı. Biraz dinlendik, biraz sohbet, ardından yemekler yenildi, çaylar, kahveler içildi. Küçük bir Bandırma da orada yaşadık.

Nihayet ayrılıklar, vedalar…

Mürsel Efendi ekibiyle Bursa’ya biz ekibimizle İzmir’e hareket ettik. hepimizin gönlünde hep aynı duygu: Bir daha bir daha bir daha inşallah!

Bütün dostlara gönüller dolusu selamlar. Allah’a emanet olunuz!

Not: Hacı Babamızın Bandırma’da hep bir ağızdan okunan “Ey mürşidim cansın bana!” ilahisi ruhumuzda derin bir iz bıraktı. Allah Teala Hacı Babamıza ve Hacı Annemize ve bil cümle dostlara hayırlı, bereketli uzun ömürler versin. Amin! Amin! Amin!

Hasan Hilmi SOYYİĞİT

 

 

E-Kitaplar
Bir Ayet

37.85. Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demişti.

[ Sâffât Sûresi:85]
Kimler Bağlı
Hoş geldin, Misafir
Üye adı
Şifre
 

Kayıt Ol
Şifremi Unuttum
Sitemizde Şuan:
30 Ziyaretçi, 0 Üye
Toplam 30 kişi var.
Arşiv
· Efendiyle Hemdem Olma
· Küçükköylü Ahmet Efendi'yle İlgili Hatıra
· Hacı Dursun Efendi'yle İlgili Hatıra
· Benim Yıkadığım Cennete Gider
· Gençlerden Beklenenler
· Akıldır kişiyi mesul eden
· Ey Allah İçin Yaratılan İnsan!
· Nedir Şeriat?
· Bu Halimizle mi?!.
· Demek hayrihi ve hayrihi ha!..
· Ehli Tevhidin görevi
· Zikrin önemi
· Yürü yavrum Hak Rasulün izinden yürü
· Hayatta En Güzel Şey: Huzur!..
· Hak Mürşidim Yol Gösterdi
· Sevgili Gençler
· Kadere rıza
· Mezarlığın Ötesinde mi?!.
· Kadere Rıza!
· Yolculuk! Yolcular!..
· Tarikatların Dejenere Oluşu!
· Vatan Sevgisinde Bir Vücut Olmak!
· Vücuda Hürriyetin Gelişi!..
· İki Zıt Bir Yerde Bulunmaz!..
· Yabanda Gezenlerden Olma!..
· Seni Sana Anlatmak!..
· Allah'ın Hikmet Hazinesi: İnsan!
· Niçin Seviyorum?..
· Muhterem Kimdir?
· Hak'tan Gayrı Değiliz!..
· Oğuz ve Sevda evladıma
· Sevgili Kızım
· Kader kaleminin bana yazdığı...
· Dilin Dikeni Kırılacak
· İyilik
· Rahmetin Yağışı
· Mürşidi Kamil
· Güzel Ahlak
· Hak Yolun Yolcuları
· Hakka Giden Hak Yolcuları
· Sevgili Dostlarım!
· Muhterem Dostlar!
· Hanım Kardeşler!
· Huzur, îmân-ı kâmilde
· Kardeşime ve Oğluma
· Zirve-yi Tevhide Giden Yolun Yolcuları!
· Ezelden ebede koşturan yolcu!
· Hayırlı Bayramlar
· Hüseyin Sabri Soyyiğit Efendi'nin Özgeçmişi
· Ana Temel İhmâle Gelmez
· Gayrullaha Düşürmesin
· Râbıtamız Hakk’adır.
· Fetih İki Kısımdır
· Kadere rıza ancak iman-ı kâmille…
· Gerçek iyilik!
· Hedefimize Ulaşabilmek İçin!
· İslâm’ın ana kaidesi
· EFENDİLERE HİTAP
· Kendine dönebilse...
· Bugünün yarını yok!
· Hacı Baba, neler yaptınız?
· İlk Emir: Oku!
· Selâm
· NE İSTİYORSUN!..
· KİŞİYİ HUZURA ÇIKARTAN ABDEST
· Melâmeti günlük hayata uygulamak
· Sadâkat sadâkat sadâkat!..
· Ne kadar sadâkat o kadar huzur
· Birbirinden Ayrılmaz
· BABALAR DİKKAT!
· ANALARIN AYAĞI ALTINDA
· Âfakî ve Enfüsî Mücadele / 31. 01. 2004
· BAYRAM VE HUZUR
· İnsanı vuslata getiren nedir?
· Allah'ın zikri yeter
· Akıl erdiremiyorum
· Urucun nüzûlün yolu
· Şiarımız, Ceza Değil; Aftır!
· Hakikatin elbisesi
· Hz. Muhammed (s.a.) Neyi Getirdiyse…
· Namaz Kılmak
· Oruç tutmak
· Hacca Gitmek
· Zekât Vermek
· HADDİNİ BİLMEK
· Birbirinden ayrılır mı!
· TAKLİTTEN TAHKİKA
· Müminler kardeştirler
· İslâm’da, imanda kardeşlik
· KUTLU DOĞUM
· Kalplerin huzura kavuşması
· İman ve amel-i Salih
· sevginin hâkim olması
· Zorlukları hâlleden ne?
· VAR ONLARLA KAL
· Nâr Nura Döndü mü?
· Engelleri kaldırmak
· Temizlik imandandır
· Tek düşüncemiz…
· Allah'ın zikri yeter
· Melâmeti anlatmak
· BİR MELÂMİ NASIL OLMALIDIR!
· Melâmet bir meşreptir
· Melâmet anlayışımız
· Melâmet’in özünü Muhafaza
· İlâhî aşk
· Seyyid M.Nurül Arabi Efendi Hazretleri
· Niyazi-i Mısri Efendi Hazretleri
· Pirizrenli H. Ömer Lütfi Efendi Hazretleri
· Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi Hazretleri
· Ahmet Kumanlıoğlu Efendi Hazretleri
· Kurban Bayrami Mesaji 10.01.2006
· Muhterem İmam Efendiler ve Sevgili İhvanlarım
· 05.10.2006 Bayram Mektubu
· 12.10.2006 Ramazan sonrası uyarı mektubu
· Melametin Tanimi
· Ey Allah için yaratılan Hz. İnsan!
· Yürü Yavrum, Sen, Hak Resulün İzinden Yürü!..
· Dostlarıma
· İzmir, 28. 12. 2006
· İzmir, 04. 01. 2007
· Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak!..
· Mânevî Mes’uliyetin Ağırlığı!..
· ZİKİRSİZ OLMAZ!
· Zikir ne yapar?
· Ana temel ihmâle gelmez
· Gizli Şirkten Kurtulmak / İzmir, 07. 02. 2007
· Yare Vuslat Ettiren Telkin / İzmir, 18. 02. 2007
· Hakikat İlmi, Mensuplarına Verilmeli! / 22. 02. 2007
· NİÇİN "MUHAMMEDİ MELAMİYİZ" DİYORUZ! / 08. 03. 2007
· Yokluğu Sermaye Etmek! / 22. 03. 2007
· HAK DOSTLARININ KÖKÜ KESİLDİ Mİ? / 25. 03. 2007
·  CANIM ANACIĞIM! / 26. 03. 2007
· HAYAT NEHRİNDEKİ HALİMİZ!.. 05. 06. 2007
· Şeriatla Hakikat: Beden ile Ruh! / 06. 06. 2007
· MEYVELİ AĞAÇLAR: İLİM SAHİPLERİ!.. 12. 06. 2007
· AMAN DOSTLAR, DİKKAT!.. 20. 06. 2007
· İYİ İNSAN OLMAK... / 22. 06. 2007
· HAKİKAT KAPISINI ARALAMAK... / 25. 06. 2007
· ALLAH'A MUHATAP: İNSAN! / 28. 06. 2007
· GÖNÜL KALESİNE TEVHİT BAYRAĞINI ÇEKMEK / 12. 07. 2007
· GÖZÜMÜZE HİÇBİR ŞEY PERDE OLMASIN! / 29. 11. 2007
· KOMŞU KARDEŞTİR, AYRICA DA MÜ'MİN KARDEŞTİR! /10. 12. 2007
· KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK EDERİM! / 19. 12. 2007
· Akl-ı Selim / 14. 01. 2008
· HEM ALLAH'A HEM DE HZ. MUHAMMED (A.S)'A TABİ OLALIM 15. 01. 2008
· SOHBETLERİ ANLAYABİLMEK!..
· GÜZEL AHLAK / 27. 02. 2008
· DÜNYA-UKBA PAZARINDAN GEÇMEK! / 27. 02. 2008
· KENDİNİ BİLMEK / 06. 03. 2008
· HAK MÜRŞİDİN KIYMETİNİ BİLMEK! / 12. 03. 2008
· İLAHİ DÜZENE HİZMETTE KATKIMIZ OLMALI! /10. 07. 2008
· EN BÜYÜK DÜŞMAN! / 20. 07. 2008
· SEVGİLİ DOSTUM HACI ALİ EFENDİ / 21. 07. 2008
· ŞERİATIN İÇİNDE HAKİKAT MEVCUTTUR
· SEVGİLİ DOSTLAR
· 17. 11. 2009 tarihli mektup
· HAYIRLI BAYRAMLAR...
· 
· YA RAB, BİZİ UZAK EYLEME EVLAD-I RESULDEN
· SIR VE HİKMET HAZİNESİ İNSAN
· İYİLİKLERİN İNSANI OLALIM
· DERVİŞ KİMDİR?
· GÖNÜL YIKMAYALIM!
· TEVHİDE HİZMET
· ALLAHIN RAHMETİNE, MERHAMETİNE, MAĞFİRETİNE ÇOK MUHTACIZ!
· DERVİŞ OLAYIM DER İSEN / CAN MÜRŞİDİN TELKİNİYLE
· KENDİMİZİN GÜVENİNİ KAZANMAK
· ALLAH MUHABBETİ
· ZİKRULLAH
· YÜRÜ YAVRUM, HAK RASUL'ÜN İZİNDEN YÜRÜ!
· KUTLU DOĞUM
· MEVLA GÖRELİM NEYLER...
· NEBİLER SERVERİ AHMED GELİYOR
· CANLI ÖRNEK OLABİLMEK
· İNCİTME SAKIN
· DERVİŞLİK!...
· HİSSEDEBİLMEK...
· Ruhtan Ruh Alan Bizler
· SAFA GELDİN YA RAMAZAN
· BAYRAM MEKTUBU
· KURBAN BAYRAMI VESİLESİYLE...
· HALDE TEVHİD EDENLER!
· GÖNLÜMÜZDE DOĞSUN HER AN!
· iNSAN: GÜZEL VARLIK!
· HUZURDA OLDUĞUMUZU İDRAK EDELİM!
· HAYIRLI RAMAZANLAR OLSUN!
· NEDİR EN ZOR ŞEY?
· DALGAYI DENİZİN, DENİZİ DE DALGANIN DIŞINDA GÖRME!
· O SENDE İKEN, SEN O'NU GAYRIDA ARAMA!
· ALLAH'IN YAKINLIĞINI YAŞAMAK!
· VARIRSIN VAHDET İLİNE
· KUTLU DOĞUM
· Dostlarımızı Ziyaret!
· Bereketli Ziyaret!
· DOSTLARIMIZI ZİYARET!

Toplam 196 kayıt var

Anasayfa | Kur'an-ı Kerim | Videolar | İlahiler (mp3) | İlahiler | Hatıralar | Mektuplar | Sohbetler | Öz Geçmişler | Kullanım Şartları
©2002-2014 Tasavvuf Derneği Tüm hakları saklıdır. Bu web sitesi en iyi 1024x768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.

Sitemizin yapımında php-nuke kodları kullanılmıştır.